“Devlet Kurumlar Üzerine Kuruludur.” Cahit KAYRA

M.İHSAN ARAT-82 (Yazan: Mesut Erez)

Maliye Yazıları Dergisinin 4. sayısında(Aralık 1986 – Ocak 1987)yayınlanan “Bir İnsani Kamil” isimli yazısıdır.
Muhterem Üstadım Ihsan Arat beyefendinin aramızdan ayrıldığını “Maliye Yazıları” nın 2. sayısında arkadaşımız C. Seber’in kaleminden öğrendiğim zaman çok üzüldüm.

Şu anda, kendisini arayıp soramamış olmanın, son görevimi ifa edememiş bulunmanın acısını içimde duyuyorum.

Üstad çok mütevazi bir insandı, tevazuu mahviyet derecesinde kendisinden küçüklere karşı tevazuu gösterirdi. Üstadın tevazuu sevgiden kaynaklanıyordu. Yüreği insan sevgisiyle, hayat sevgisiyle doluydu. Bu sevgi şüphesiz Allah vergisiydi, doğuştan, hiç yapmacığı yoktu.

“Hayatta hazmı güç olan muamele iyi muameledir.” Üstadın tevazuu nezaketini, tevazuunu bazen yanlış anlayanlar olurdu. Onlara hoşnutsuzluğunu kendisine has davranışlarıyla mutlaka bildirirdi.

1948 yazında, Maliye Müfettiş Muavini olarak onun refakatinde turneye çıktım. Teftiş Programında Menemen, Foça, Çeşme Ilçeleri vardı. O zamanki Içişleri Bakanlığı’nın Müsteşarı merhum H. Nihat Pepeyi Ihsan Arat Beyefendinin arkadaşıydı. Onun izniyle Çeşme’den Sakız Adası’na birkaç günlük bir seyahat tertiplendi. Bir sabah Çeşme sahilinden Sakız’a doğru açıldık. Motorda, kaymakam biz ve kaptan olmak üzere dört kişi bulunması gerekiyordu, izin öyleydi. Bir süre sonra motorda bir başka şahsın daha bulunduğunu farkettik. Bize bu kişinin kaptan yardımcısı olduğu söylendi. Oysa ben adamı tanıyordum. Kazanç vergisi teftişi yaparken ilçenin çarşısındaki iş yerlerine de dikkat ediyordum. Her gün sigara aldığım bayiin bitişiğinde büyük bir mağazanın sahibiydi.

Rahmetli Üstadım kesin bir tavır aldı. Motor geriye  dönecekti ve bu şahıs Çeşme limanına bırakıldıktan sonda Sakız’a tekrar hareket edilecekti. Öyle yapıldı. Bu şahsın adada ticari ilişkileri olduğu için, sonradan öğrendiğimize göre, bizim kiraladığımız motorla Sakız’a gitmeye kalkması büyük dedikodulara sebep olmuştu. Dönüp kendisini Çeşme’ye bırakmamız herkesi memnun etmişti.

O yıllarda Sakız Valisi ilginç bir adamdı. Sanıyorum adı Antonip idi. Yunanistan’daki ELAM-EAS savaşında omzuna mavzeri alıp dağlarda savaşmıştı. Bir de Yorgi Bakkaloğlu vardı. Türkiye’den göç etmişti. Iyi Türkçe biliyordu. Bize tercümanlık yapmıştı. Dönüşümüzde bu kişiler sakız reçeli, sigara gibi bazı  hediyeler vermişlerdi. Bunların arasında birer de çakmak vardı. O zamanlar yolcu beraberinde Türkiye’ye çakmak getirmek yasaktı. Gümrükte de “Çakmak var mı?” diye soruluyordu. Nedense çok önemliydi. Çeşme’ye yaklaşıyorduk. Bunu hatırlattığım zaman, Ihsan Bey hemen elini cebine atıp çakmağı çıkardı ve denize fırlattı. Bugünki gibi gözlerimin önündedir. Son derece dürüst idi. Kanunlara çok saygılıydı.

Olayları hoşgörü ile karşılamaya çalışırdı. Bu çabasını kendine özgü nükteleriyle anlatırdı. O yıllarda üniversite inşaatında yolsuzluklar, usulsüzlükler yapıldığı söylentileri çıkmıştı. Bu işin araştırılması kendisine verilmişti. Iş çok uzamıştı. Tahkikatın süratle sonuçlandırılmasını isteyenler, sabırsızlananlar vardı. Üstat gerçeği saptamak istiyordu, bu da zaman alıyordu çok üzülmüştü çok sıkılmıştı.  O günlerden bahsederken hep “Nekbet Devri” diye söz etmiştir.(*)

Teftiş için bir yere gidildiğinde Vali, Kaymakam, Hakim, Savcı ziyaret edilirdi. Bizi ziyaret eden mevki makam sahipleri olurdu. Eve sağ salim geldiğimizi, iyi olduğumuzu bildiren mektuplar yazılırdı. Bu nedenlerle teftişin ilk günlerinde yoğun çalışmalara başlanamadığı olurdu. Bunu anlatmak için üstat her ay mesai durumunu bildirmek üzere Teftiş Kurulu Başkanlığı’na gönderilen belgeye ilk günler için “ziyaret, iadeyi ziyaret ve tahriri mekâtip” diye yazmalıdır, derdi.

Çok temiz ve titiz bir insandı. Çamaşırlarını bir torbaya koyarak PTT ile evine yollar orada yıkanır, ütülenir geri gönderilirdi. Torbanın bir yüzünde evinin, diğer yüzünde teftiş mahallinin adresi bulunurdu. “Müfettişlik birçok bakımlardan çok iyi bir meslektir. Turneden eve döndüğünüz zaman sizi daha yeni geldi diye el üstünde tutarlar, bir süre geçtikten sonra da gitme zamanı geliyor diye kıymetli olursunuz.” derdi .

Üstadımızı böyle birkaç kalem darbesiyle anlatmam mümkün değil. Onun iç âlemi çok zengin idi. Hiç kimse hakkında kötü düşünmemiştir. Ben burada, karakterinin birkaç çizgisini belirtmeye çalıştım.

Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, hatırası önünde hürmetle eğiliyorum. Ruhu şad olsun.


-- M.İHSAN ARAT-82 (Yazan: Mesut Erez) yazısını PDF olarak indir --


Hızlı Okuma Kursu Ankara | Yös Kursu Ankara | Çocuk İngilizce Kursu Ankara